Bilgi güçtür, paylaştıkça büyür...
BASAK KÖYÜ
İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR.H.BEKTAŞİ VELİ

ŞİİRLER

BENİM KÖYÜM


Gitme yolcu dur, bak bana.
Köyümü anlatam sana.
Köyler içinde bir tane.
işte o köy benim köyüm.

Çıkıp seyret Zurbahan'a.
Yaklaşık iki yüz hane.
İnsanı yakındır cana.
İşte o köy benim köyüm

Beleninden, din kozuna.
Artık rastlanmaz, yozuna.
Rastlamazsın yobazına,
İşte o köy benim köyüm.

Dello, Kollo, Karabaşa.
Niyaz eyle kara taşa.
Doğal beslen uzun yaşa..
İşte o köy benim köyüm.

Taplımacak, kendirik, eğişi.
Unutma Kallim, Göğüşü.
Birde Hüsne'yle Fatişi.
İşte o köy benim köyüm.

Gürün Köprü, Davulluk Çayırı,
Değirmenin önü, Göğ Bayırı
Hatırlarsın, göllerin çayırı.
İşte o köy benim köyüm.

Mağara Başı, Keçi Yatağı,
Gördün oynağı, batağı.
Birde öreni, çatağı
İşte o köy benim köyüm

Yarpızlıdan, Kanlı Yurda,
Mutlaka rastlarsın kurda.
Gavur Kırana bak, dur da.
İşte o köy benim köyüm.

Kandılından, kızıl bele.
Harmanı verirler yele.
Mezarlıktan toprak ele.
İşte o köy benim köyüm.

Var Kocoğu, Ağ Kayası,
Yazıdadır sığır sayası,
Bir de İri taşı, Ayı Kayası,
İşte o köy benim köyüm.

Deli Hacı, Papak , Patırı,
Çoktur at ile katırı.
Kılıç ziyarettir yatırı,
işte o köy benim köyüm.

Belendedir koç sulağı.
Bir de Fakı'nın yolağı.
Hatır ladın mı? Şaşoğ,Çolağı.
İşte o köy benim köyüm.

Görürsen Göğhasanı, Bettöğü.
Topalı, Hastik Cumayı, Edöğü.
Aliyusufu,Kel Caferi,Bidöğü.
İşte o köy benim köyüm.

Çildirimli, Kara Gedik,
Kazanlarda kaynar hedik.
Unutma yolaşanı dedik.
işte o köy benim köyüm.

suları var berrak temiz,
özlüyoruz biz hepimiz.
orda yaşamak isteriz.
İşte o köy benim köyüm.

Gez Kayabaşının düzünde.
Çiğdemlide, Sazdan yüzünde.
Dur Bıngılda suyun gözünde.
İşte o köy benim köyüm.

Ali ASLAN sözün bağladı,
Duygudan biraz ağladı.
Sanki sel oldu çağladı.
Kurban sana Basak Köyüm.

Ali ASLAN
01/07/2008 (Salı)
(M. Kemal Oğlu)
 

DOYUM OLMAZ TADINA
Bahar gelip, çiğdem, çiçek açarken,
Göçmen kuşlar bizim köyden geçerken.
Yaylacılar yaylalara göçerken.
Doyum olmaz bizim elin tadına.

Kiraz, Vişne ağaçları süslerken,
Kuş yuvada yavrusunu beslerken,
Koyunlar kuzlayıp çoban seslerken,
Doyum olmaz bizim elin tadına.

Çiçekten, çiçeğe arı uçarken,
Buğalek değıp de sığır kaçarken,
Zaman gelip ot, ekini biçerken,
Doyum olmaz bizim elin tadına.

Kayısılar ballanıp, daldan inerken,
Basak deresinde esvap yunarken,
Akşam olup tüm ışıklar sönerken,
Doyum olmaz bizim elin tadına.

Harmandan taşırken buğday, samanı,
Yayladan inince köyün tamamı,
Hele birde alıç, armut zamanı,
Doyum olmaz bizim elin tadına.

Seher vakti çil horozlar öterken,
Tezekler yanıp ta baca tüterken,
Kavurma kavurup, kelle üterken,
Doyum olmaz bizim elin tadına.

Dikleyerek ayran dolu bakracı,
Zevkle yerken çökelekli dürmeci,
Oynar iken ara almacı, sürmeci,
Doyum olmaz bizim elin tadına.

Kış ayında damdan karı kürürken,
Kar üstünde kaya, kaya yürürken,
Geçenlere kartopunu vururken,
Doyum olmaz bizim elin tadına.

Biraz özleyince o bizim köyü,
Gönül gezmek ister hep dere boyu,
Eriyip akarken karların suyu,
Doyum olmaz bizim elin tadına.

On bir Martta Ali Aslan ın doğumu,
Başlayınca koyunların sağımı,
Bol bol yerken kaymak ile yağını,
Doyum olmaz bizim elin tadına.
Ali ASLAN


ESKİ BASAK'A ÖZLEM

Katliamdan kaçan dört kişi kurdu.
İnkar edemeyiz onların yurdu.
Sonsuza götürmek bizlerin derdi.
Köylerin içinde bir, Basak Köyü.

Suyu ve havası cana can katar.
Basak'ta yaşayan deliksiz yatar.
Ben de döneceğim gurbetlik yeter.
Emekli olayım dur, Basak Köyü.

Dağlarında adım, adım izim var.
Sende unutulmaz pek çok mazim var.
Ölene dek seveceğim sözüm var.
İnan benim sözüm söz, Basak Köyü.

Oynağın, Çakşağın, Kaya Başın var.
İçli köften, sulu köften, ekmek aşın var.
Dayanılmaz çok da fena kışın var.
Hepsini özledim ben, Basak Köyü.

Nerede sığırın? Nerede sürün?
Nerede yatağın? Nerede berin?
Suların çok soğuk, havan da serin.
Eskiyi isterim ben, Basak Köyü.

Damlarında sergilerin olurdu.
Ambarların buğday, bulgur dolardı.
Tarhana çorbası ne hoş olurdu.
Çökeleğin bile yok, Basak Köyü.

Değirmende tuzsuz pağarç pişerdi.
Pağarcın kokusu köye düşerdi.
Onu yiyen insan fazla yaşardı.
Hepsi hayal olmuş vay! Basak Köyü.

Küçüğün büyüğe saygısı vardı.
Büyüğün küçüğe sevgisi vardı.
Karını doyurmak bir hayli zordu.
Ağız tadı vardı be! Basak Köyü.

Düğünlerin, bayramların hoş idi.
Araba yok idi, merkep baş idi.
Gelinler kutnulu, başı fes idi.
Onları özledim ben, Basak Köyü.

Sütlükler sırtında sağcıların var idi.
Sokuya yığılmış kürtük karın var idi.
Eskilerin işleri pek de zor idi.
Şimdi her iş kolay bak, Basak Köyü.

Damat otururdu, bey damı vardı.
Kömbe kaçıranı ayağından asardı.
Akşama dek gelin, damat ayrı yaşardı.
şimdiki düğünler fos, Basak Köyü.

Hani çiftçilerin? Nerede çoban?
Hani malamalar? Nerede yaban?
Hani boyunduruk? Nerede saban?
Eski tadın, tuzun yok Basak Köyü.

Basak deresinden İn deresine,
Kavaklar dizilmiş bir sırasına.
Gaz yağı koyardık biz çırasına.
Şimdi teknoloji var, Basak Köyü.

Özenle çizilmiş güzel dağların.
Kuşlarla süslenir bahçen bağların.
Ölenlere rahmet, baksın sağların.
Kalkınman gerekir, Can Basak Köyü.

Düşündü Ali ASLAN, hayale daldı.
Ancak bu kadarı kaleme aldı.
Eskilerden günümüze ne kaldı.
Kalan da bitmesin he! Basak Köyü.

01/06/2008
Ali ASLAN (Öğretmen)




--------- SEVCAN ÇOCUK:

Gün olur
Yağmur olur.
Acıların kıyısından
Süzülür can our.

An olur
Kaş kaş olur.
Sevdalandırır yıldızları
Güneş olur.

Gül olur
Açacak olur.
Kokusu kuytulara
Derin bir nefes olur.

Sel olur
Coş coş olur.
Cevap olur pırıltısı

Geleceğimiz olur.
Yazan:
Derviş DOĞAN
Mart 2003 taihli, Milli Eğitim Bakanlğı'nın, Elma Şekeri adlı çocuk dergsinde yayınlanmıştır. -------------------------------------------------------

GÜL ÇOCUK:

Bin sayfa sevgi az sana,
Minik serçenin yuvası.
Gözlerimin şafak pırıltısı,
Öpmek şurada dursun,
Koklasam, nefes olursun.
Lale, nergis, açelya çiçeğim.

Bin umut az gelir sana,
Ülkemin üstündeki güneşi.
Toprağımın yağmuru, suyu.
Untmak şurada dursun,
Görmesem, cihan olursun.
Ekinim, ekmeğim, evim, bağım,

Bin emek az gelir sana,
Issız dağların her fidanı.
Yanlızlığımın gür sesi,
Bakmam şurada dursun,
Dokunsam, can olursun.
Siyahım, kumralım, sarışınım, herşeyim!
Yazan:
Derviş DOĞAN

Eylül 2003 tarihli, Milli Eğitim Bakanlğı'ının, Elma Şekeri adlı çocuk dergisinde yayınlanmıştır.

------------------------------------------------------ AÇELYA ÇOCUK...
Sormak isterim baba,
Kaç tohum kaldı bahara
Kaç gülüm kaldı açacak?
Kaç umut kaldı
yeşerecek?
Cevap verin özlemlerine.

Sormak isterim anne,
kaç ağaç kaldı
yapraklı?
Kaç gövde kaldı kalem olacak?v
Kaç gölge kaldı koruyacak?
Cevap verin doğamın
acısına.

Sormak isterim amca,
Kaç böcek kaldı
ses verecek?
Kaç kelebek kaldı sevgi verecek?
Kaç güvercin kaldı barış anacak?
Cevap verin
Büyükler adına....

DERVİŞ DOĞAN

2004
--------------------------------------------- ŞAFAK'TAN MEKTUP

Bak bana,

Büyüt gözünde beni,

Özleki duman gibi.

Sanat olurum en sevdiğin.
*********************
Uzat elini,

Hissedersin beni,

İşlersen eğer benliğimi.

Kibrit olurum, ısınır yüreğin.
**********************
Sarıl bana,

Şimşekten al beni,

Üşütme kurnalarda.

Kuş olurum omzunda, ÖPERSİN.

Yazan:

Derviş DOĞAN

Sınıf Öğretmeni/ MALATYA


------------------------------------------------------- ACILAR DENİZİ
Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana;herkes içime dökmüş artıklarını

Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

-------------------------------------------------------------