Bilgi güçtür, paylaştıkça büyür...
BASAK KÖYÜ
İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR.H.BEKTAŞİ VELİ

44 MALATYAM



MALATYA

 

     Malatya; Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Havzasında ve Adıyaman, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Van çöküntü alanının güneybatı ucunda yer almaktadır. Çevresini doğuda Elazığ ve Diyarbakır, güneyde Adıyaman, batıda Kahramanmaraş, kuzeyde Sivas ve Erzincan illeri çevirir.

     İl topraklarının yüzölçümü 12.313 km2. olup, 35 54' ve 39 03' kuzey enlemleri ile 38 45' ve 39 08' doğu boylamları arasında kalmaktadır. Malatya, Sultansuyu ve Sürgü çayı vadileri ile Akdeniz'e, Tohma vadisi ile İç Anadolu'ya, Fırat vadisi ile Doğu Anadolu'ya açılarak bu bölgeler arasında bir geçiş alanı oluşturur.

ULAŞIM

    Ankara'ya karayoluyla 640 km. mesafede bulunan Malatya'mızdan THY başta olmak üzere çeşitli firmalarla tarifeli seferlerle, şehir merkezine 30 km. mesafede olan Erhaç Hava Alanından Ankara, İstanbul,İzmir ve Almanya'ya direkt seferler yapılmaktadır.

İstasyon Virajı-Dede Korkut Parkı

 

 

     Malatya İnönü Üniversitesi Kampüsü'nden görünüm

 

  Kayısının Besin Değeri ve İnsan Sağlığına Yararları

      Kayısı ihtiva organik ve anorganik maddeler vasıtasıyla insan sağlığına olumlu etkilere sahip bir meyvedir. Kayısı yüksek miktarda şeker, nişasta, protein, pektin, pektoz selüloz, organik maddeler, vitamin A.B.B2, C,E,P, PP, Folik asit, az miktarda K20, C03, P205, CO, daha az miktarda Na20, Ca0, mg0, Fe03, C1 ve eseri miktarda Zn, A1 ve eseri miktarda Zn, A1 ve Cu içermektedir. Kayısı minerallerden potasyum ve vitaminlerden B karoten yönünden çok zengindir. Vitamin A vücudu ve organları saran epitel doku ve gözün sağlığı, kemiklerin ve dişlerin gelişimi ile sağlığı, kemiklerin ve dişlerin gelişimi ile sağlığı, endokrin bezlerinin çalışması için elzemdir. 200-250 gram kayısı diyeti yeteri kadar yağ içeriyorsa günlük vitamin A tüketiminin 1/3’ünü karşılayabilir. Ayrıca kayısının sodyumca fakir, potasyumca zengin oluşu bazı özel diyetlerin düzenlenmesinde yardımcı olabilir.

Sodyum ve potasyum vücut sıvılarının kozmatik basıncı ve asit baz dengesi için gereklidir. Vücutta sodyum birikimi ödemlere yolaçar. Potasyum yetersizliğinde glikojen yetersizliği görülür. Kayısı Sodyumun kısıtlanmış diyetlerde mesela konjestif kalp yetmezliğinde, böbrek hastalıklarında, asit toplanması gereken hepatit sirozda ve uzun süre kartikosteroit tedavi gören kişilerde kolaylıkla kullanılabilir.

Malatya'nın Tarihi

Selçuklular Dönemi

Beylikler Dönemi

Osmanlı Dönemi

Cumhuriyet Dönemi

 
   

                                          

Genel Bilgiler

Yüzölçümü : 12.313 km²

Nüfus : 736.530

İl Trafik No : 44

 

GENEL DURUM
Doğu Anadolu Bölgesi'nin Güneybatı ucunda  yer almaktadır. Doğuda Elazığ (98 km) ve Diyarbakır (251 km), güneyde Adıyaman (185 km), batıda Kahramanmaraş (219 km), kuzeyde Sivas (245 km) illeri ile çevrilidir.Malatya'nın deniz seviyesinden yüksekliği 960 metredir (merkez).Malatya, Sultansuyu ve Sürgü çayı vadileri ile Akdeniz'e, Tohma vadisi ile İç Anadolu'ya, Fırat vadisi ile Doğu Anadolu'ya açılarak bu bölgeler arasında bir geçiş alanı oluşturur

 MALATYA HARİTASI

MALATYANIN İLÇELERİ

1.MERKEZ

2.AKÇADAĞ

3.ARAPKİR

4.ARGUVAN

5.BATTALGAZİ

6.DARENDE

7.DOĞANŞEHİR

8.DOĞANYOL

9.HEKİMHAN

10.KALE

11.KULUNCAK

12.PÖTÜRGE

13.YAZIHAN

14.YEŞİLYURT


MALATYA ADININ ASLI

Malatya, kuruluş ve isim itibariyle başlangıçtan zamanımıza kadar büyük bir değişikliğe uğramadan gelen Anadolu şehirlerinden birisidir. Kültepe vesikalarında "Melita" şeklinde görülen Malatya'dan Hitit vesikalarında "Maldia" olarak bahsedilmektedir. Asur lmparatorluk devri vesikalarında ise Meliddu, Melide, Melid, Milid, Milidia olarak geçmektedir. Urartu kaynaklarında ise Melitea denilmektedir. Malatya kelimesinin Hititçe "bal" anlamana gelen "Melid"den türediği anlaşılmaktadır. Hitit hiyeroglif kitabelerinde Malatya şehri, bir öküz başı ve ayağı ile ifade edilmektedir.Eski çağ coğrafyacılarından Strabon (M.Ö. 58- M.S. 21) Malatya'yı sürekli "Melitene" adı ile zikretmiştir. Kesin olarak yerini vermediği geniş bir alan içerisinde "Kataonia" ile Fırat Nehri arasında Kommagene sınırında Kapadokya Krallığı'nın (M.Ö. 280-212) on Valiliğinden birisi olarak gösterir. Ona göre Melitene, Sophene (takriben bugünkü Elazığ ile Fırat Nehri arasındaki bölgeyi ifade eder) nin karşısında kurulmuş bir eyalet olduğu kadar kentleri bulunmayan bir bölgenin adıdır. Strabon'a göre bu yöre; zeytin-üzüm ve meyva ağaçlarıy1a bezenmiş, Kapadokya'da bir benzeri bulunmayan tek yerdir.Pline'ye dayanarak Malatya'nın Asur kraliçesi Semiramis tarafından "Meliten" adıyla kurulduğunu kayıt eder. Bu bilgi, daha sonraki çalışmalarda aynen doğrulanmıştır.Gelişen Maldia-Melite ne (Malatya), Kalkomik çağdan beri iskan görmüş ve bugünkü Aslantapede 27 kültür katı bırakmıştır. Buradan 4 km. kuzeyde yer alan Battalgazi'ye M.S. 79-81 yıllarında Roma kralı Titus zamanında lejyon karargah olarak taşınmıştır. Yine şehre bu dönemde de Melitene adı verilmiştir. Artık bundan böyle bir şehir adı olarak bu isim kullanılmaya başlanacaktır. Roma şehir surları bu dönemde yapılmaya başlamıştır. Burası Roma devrinde, Hudutlarının korunması, coğrafi konumu ve jeopolitik önemi dikkate alınarak mühim bir merkez olarak muhafaza edilmekteydi. Bizans döneminde de bu değerini siyasi iktisadi bakımdan da korumuştur.Bizans-Arap mücadelesi sonucunda şehir" İslam hakimiyetine geçmiştir. (M.S. 659) Bizans kaynaklarında da Melitene şeklinde kullanılan Malatya şehir adı, Araplar tarafından, kadim şekline yakın bir imla ile "Malatiyye" adıyla anılmaya başlanacaktır. Araplar, "Sugür EI-Cezeriye "nin merkezi haline getirdikleri bu şehri aynı zamanda bölgenin en büyük ve mamur bir beldesi yapmışlardır. Abbaslerden Harun Reşit döneminde (M.S. 786-809) "EI-Avasım" adıyla oluşturulan müstakil bir idari bölgenin merkezi olma hüviyetini kazanır. Böylece Malatya, 1stanbul'a kadar uzanan Rum kazalarının hareket üssü olma özelliğini de taşır. Bu merkezin bir diğer özelliği ise Tarsus, Adana, Maraş şehirleri gibi Horasan'dan nakledilen Türkler'in önemli bir yerleşim yeri durumuna gelmiş olmasıdır. Malatya'ya çok eski zamanlardan beri çeşitli sebeplere bağlı olarak Türk yerleşiminin olduğu bilmekteyiz. Bu bölgede Türk varlığı, Arap - Bizans mücadeleleri sırasında ortaya çıkmıştır. Türkler, bu güzel ve önemli beldenin adını değiştirmeyerek Araplardan aldıkları Malatya şekliyle günümüze taşımışlardır. 11. yüzyıl başlarından itibaren Anadolu bir Türk yurdu haline gelmeye başlamıştır. Bu bölge de Türk-Bizans mücadelelerinin odaklaştığı şehirlerden biri olmuştur. 1056-1101 yılları arasında birkaç defa el değiştirmiştir. 1101 yılında Danişmenli Melik Muhammed Gazi'nin hakimiyetine geçen Malatya, bir daha kayıp edilmemek üzere Türk Beldesi haline getirilmiştir. Selçuklular döneminde "Vilayet-i Malatya" olarak anılan şehir, bir üstünlük ve asalet ifadesi olarak "Daru'r-Rifa" (Saadet, mutluluk yeri) olarak anılmıştır.Memlüklü devleti kaynaklarında, DulkadirIiler ve diğer Türkmenlerle meskun olan Malatya ve havalisi için "İklim AI-Ozaria (Üzeyir Ülkesi) lakabı kullanılmıştır.Osmanlılar döneminde aynı adla anılan şehirde , daha önce belirtildiği gibi, 1838 yılında Osmanlı ordusu ikamet ederek kışlamıştır. Yöre insanı Aspuzu bağları olarak bilinen yazlığa göç etmiş, orada yerleşerek bugünkü şehir oluşmuştur. Malatya, günümüze modern bir yapılanma ile gelirken asıl tarih çekirdeğini oluşturan Battalgazi (Eski Malatya), yöre insanının deyimi ile "Aşağı Şeher”, bugün turistik bir ilçe olarak varlığını sürdürmektedir. Bu bilgiler ışığında Malatya, isim olarak fazla bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

Malatya Dağları

Malatya dağları üzerindeki en önemli doruklar, batıdan doğuya doğru  Korudağ (2100m), Karakaya Tepe (2.424m), Becbel Tepe (2.006m), Beydağı (2.544m), Kelle Tepe (2.150m), Gayrık Tepe( 2.306 metre.)

Nurhak Dağları

Nurhak dağlan üzerindeki en önemli yükseltiler şunlardır. Derbent dağı (2.428 m.) Kepez dağı (2.140 m.) ve Kuşkaya Tepesi (1.922 m.), Akçadağ (2.013 m.).Malatya ovası, Tohma vadisi, Darende ve Doğanşehir arasını bütünüyle kaplayan Nurhak dağları ve uzantıları, yeryüzü şekilleri bakımandan Malatya dağlarından değişiktir.Bu dağlardan kaynaklanan akarsular, doğuda Sultansuyu'na doğru akarak derin vadiler oluştururlar. Yükseklik çağunlukla 2000 m'nin altındadır.

Akçababa Dağları

Tohma vadisi ile Kuruçay vadisi arasında yer alan bu dağlar, Nurhak dağlarının kuzey doğuya doğru sokulan uzantıları durumundadır. Pek yüksek olmayan Akçababa dağları, kuzeybatı yönünde yayılarak geniş bir alanı kaplar. Genellikle çıplak olan bu dağlar güneybatıdan kuzeydoğuya doğru Kuyucakbaşı Tepe (1.734 m.), Akçababah Tepe (1.164 m.), Ahbaba Tepe (1.857 m.) ve Leylek Dağı (2.052 m.) dir.

Yama Dağı
YAMA DAĞI

Büyük bölümü Sivas il alanında bulunan Yama dağı kütlesi güneye ve güneydoğuya doğru açılarak Malatya'nın kuzeyini bütünüyle kaplar. Batıda Kuruçay vadisine, güneydoğuda Fırat vadisine kadar uzanan Yama dağı ve uzantıları genellikle volkanik yapılıdır. Yüksekliği 1500 metrenin üzerindedir. Bu dağlar geniş, toplu ve yüksek bir kabartı oluşturmaktadır. Önemli doruklar dışında bu kesim, genellikle bir plato görünümündedir.

Bu sıranın en önemli yükseltileri    Arguvan'm batısında     1516     metre yükseltili Doyukan tepe, Kozdere'nin doğusunda 2.310 metre yükseltili Hasbek tepe ve Arapgir'in batısında  2.402 metre yükseltili Göl dağı'dır.Bundan başka doğuda Venk ve Izollu dağları, Pütürge ile Izollu arasında Şakşak, Pütürge'de Kubbe, Akdoğan; Arguvan-Arapgir arasında Çangal Aynaca, Eğerli; Hekimhan yöresinde Demirli, Kızılhisar, Zürbehan; Darende yöresinde Hezanlı, Ademkıran, Alidede, Heyik, Kuduz, Beynamaz dağı; Yeşilyurt yöresinde Karadağ, Karataş, Keklicek, Akseki dağları ile; Akçadağ yöresinde Öğlekayası, Kartal Kaya ve Kurugöl gibi dağlarla tepeler vardır.

 

BAŞLICA VADİLER

Malatya il alanında vadilerin önemi büyüktür, ildeki bütün vadiler Fırat Vadisi, Tohma Vadisi, Kuruçay Vadisi, Çapıtlı yazısı, Yazıhan Düzü, Söğütlü Çay, Arguvan Yazısı, Sürgü Vadisi

BAŞLICA OVALAR

Malatya Ovası, Doğanşehir Ovası, İzollu Ovası, Mığdı Ovası, Sürgü Ovası, Akçadağ Ovası, Yazıhan Ovası, Mandara Ovası, Çaplı Ovası, Distrik Ovası ve Erkenek Ovalarıdır.

BAŞLICA AKARSULARI
TOHMADA RAFTİNG YAPAN GENÇLER

İlimizin başlıca akarsuları; Söğütlü Çayı 17.5 km., Morhamam Çayı 22.5km., Kuruçay 67 km.Tohma suyu 52.5 km., Sultansuyu 21.5 km., Sürgü suyu 30 km., Beylerderesi 38 km., Mamihan çayı 10 km., TOHMADA RAFTİNG YAPAN GENÇLERve Şiro çayı 37 km. dir.

Malatya'nın bu önemli akarsuları dışında ya doğrudan Fırat'a, ya da diğer büyük akarsulara karışan çok sayıda küçük çay ve dereleri vardır. Bunlar: Eğmir, Mircan, Göksu, Aksu, Şiro, Berenge, Söğütlüçay, Sazdere, Şotikdere, Kozluk Çayı, Yenice Çayı, Setrek Çayı, Arapgir ÇAayı, Davulga, Cevizlisu gibi irili ufaklı akarsulardır.SULTANSUYU BARAJI

BARAJLAR

İlimizde Sürgü, Medik, Polat ve Sultansuyu barajları olmak üzere 4 baraj bulunmaktadır. Polat ve Sultansuyu barajları sulama amaçlı, Medik Barajı Sulama + Elektrik amaçlı ve Sürgü Barajı da Sulama + Taşkın koruma amaçlı olarak inşa edilmiştir.Sultansuyu barajı 1993'te hizmete açılmış olup, en yeni barajımızdır. 1996 yılında Çat barajının da hizmete açılması beklenmektedir.

GÖLLER
ORDUZU PINAR BAŞI

Malatya'da önemli bir tabii göl yoktur. Yalnızca dağlık kesimlerden akan suların kaynak alanlarında ve düşük yükseltiri plato basamaklarında yüzeye çıkan suların oluşturduğu küçük göller vardır. Bunlar dışında sulama amaçlı 5 gölet vardır. Bunlardan; Orduzu Sulama Göleti, Orduzu Zorbalı Sulama Göleti ve Hançayı II. Sulama Göleti, Malatya Merkezde, İsaköy sulama göleti Arguvan ilçemizde; bir sulama göleti de Darende ilçemizde bulunmaktadır.KARAKAYA BARAJ GÖLÜ

Karakaya Baraj Gölü

Malatya merkez ilçesinde 42, Pütürge ilçesinde 15, Akçadağ ilçesinde 2, Arguvan ilçesinde 6, Arapgir ilçesinde 2 köy olmak üzere toplam 67 köy göl alanı içerisinde kalmış olup, baraj gölü Malatya il sınırları üzerinde 150.875.583 m2'lik bir alanı kaplamaktadır.

 

İklim ve Bitki Örtüsü


İklim: Bu bölgede sert kara iklimi hüküm sürer. Kışlar soğuk ve uzun, yazlar sıcak ve kurak geçer. Sıcaklık -20,°C ile +45°C arasında seyreder. Üç ay 30°C’nin üstünde ve 2,5 ay 0°C’nin altındadır. Senelik yağış ortalaması 383 mm’dir. Senenin bir ayı karla örtülüdür.

Bitki örtüsü: Malatya il topraklarının % 54’ü çayır ve mer’alarla, % 31’i ekili ve dikili arâzi ile kaplıdır. Ormanı azdır. Ormanlık alanı % 10’dur. Geniş Malatya Ovası, bozkır görünümündedir. Akarsu çevreleri orman gibi uzayan kayısı (meyve) bahçeleri ile kaplıdır. Burada dünyânın en nefis kayısıları yetişir. Malatya Toroslarında en çok meşe, vâdi yamaçlarında ardıç ağaçlarına rastlanır. Platolar çayır bakımından zengindir
 

MALATYA İLİMİZDE ULAŞIM

Arazisinin engebeli oluşundan dolayı Malatya, yakın tarihe kadar ulaşımı zor bir ilimizdi. Şu an MALATYA ŞEHİRLER ARASI OTOBÜS TERMİNALİMalatya'ya ulaşım kara, hava ve demiryolu, Malatya, İç Anadolu'dan ve Akdeniz Bölgesi'nden gelerek Güneydoğu Anadolu'ya yönelen kara ve demir yolları üzerindedir. Malatya, ha va yolu ile Ankara ve İstanbul'a, kara ve demir yolları ile ülkemizin bütün illerine doğrudan bağlıdır. Hatta kısmen de yapay Karakaya Baraj Gölü üzerinden su yolu ile de sağlanmaktadır. İl merkezine 30 km. uzaklıktaki MALATYA DEVLET HAVA MEYDANI
Erhaç Havaalanı'ndan, THY'nın belirlediği yaz ve kış tarifelerine göre, Ankara ve İstanbul’a uçak seferleri yapılmaktadır. Asfalt yollarla, başta büyük kentler olmak üzere, yurdun dört bir yanma düzenli otobüs seferleri vardır. Ayrıca, Malatya, demiryolu ile çevre illere ve diğer bölgelere bağlanmıştır.

Tüm köyleri ile karayolu ulaşımı sağlanmıştır. Doğudan, batıdan, kuzeyden ve güneyden gelen ana karayolları ile bağlantısı bulunmaktadır. Malatya'nın ilçeleri içerisinde yalnız Doğanşehir,  Hekimhan, Yazıhan ve Battalgazi'nin Malatya ile demiryolu bağlantısı bulunmaktadır. Öt eki ilçelerimizin bağlantısı karayolu ile sağlanmaktadır. Erhaç Havaalanı yılın her mevsimi ve ayında, her türlü uluslararası büyük uçakların bile inip kalkmalarına uygundur. Haftanın her günü düzenli uçak seferleri sürdürülmektedir.

Bütün bunlar Malatya ekonomisini olumlu yönde etkilemekte, bu düzgün ulaşım ağı Malatya'nın bölge içerisinde bir ticaret ve sanayi merkezi olması yolunda önemli etken olmaktadır.
T.C.D.D.Y. MALATYA 5. İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ

Yollara paralel olarak kurulmuş bulunan nakliye ambarları ve kargo firmaları her türlü taşıma hizmeti verebilecek kapasitededir. Son yıllarda kurulan Gümrükler Başmüdürlüğü ve açılmak üzere bulunan gümrük giriş-çıkış kapıları, Malatya'da yapılacak ihracat işlemleri için büyük kolaylıklar getirecektir.

Yapımına hız verilen Malatya-Adıyaman karayoluyla, bu iki il arasındaki mesafe 75 km daha kısalmış olacak, GAP'a ve güneydeki komşu devletlerimize en kısa yoldan ulaşılabilecektir.

Malatya hem kara hem de demir yolu ulaşımında güneyden kuzeye ve doğuya giden yolların kavşak noktasında yer almaktadır.

Karayolu : Otobüs Terminali: İl merkezine 5 km. uzaklıktadır. Terminale minibüs, belediye otobüsü ve taksiyle ulaşılabilir.

Otogar Tel : ( +90-422) 238 47 68

Demiryolu : Tren İstasyonu: Kent merkezine 3 km uzaklıktadır. Taksi, minibüs ve belediye otobüsüyle ulaşılabilir. Malatya-Ankara (Mavi Tren ve Express tren seferi her gün) ve Malatya-Elazığ-Van demiryolu bağlantıları mevcuttur.

İstasyon Tel : (+90-422) 212 40 40

Havayolu : Sivil havaalanı olmadığı için kent merkezine 30 km. mesafedeki Erhaç askeri havaalanı kullanılmaktadır. Havaalanına taksi ve THY servisi ile ulaşılabilir.

Hava Limanı Tel : (+90-422) 322 34 34

NEVZAT
TANDOĞAN
ASIM BEY  VEHBİ BEY
(DEMİREL) 
NEVZAT TANDOĞAN  
VEHBİ BEY(DEMİREL) 
11.10.1925-- 24.07.1927 06.12.1922--11.10.1925  21.07.1922-- 06.12.1922

 

MALATYALILARIN BLOG SİTESİ

 

 

29 Ekim 2007 Pazartesi

Malatya'da Cumhuriyet Bayramı

 

Malatya'da Cumhuriyet Yürüyüşü


Malatya'da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Cumhuriyet Yürüyüşü düzenlendi.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın 84. yıldönümü nedeniyle Malatya merkez Fuzuli Caddesi ve Kanalboyu'ndan Atatürk Anıtı'na yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe, Vali Halil İbrahim Daşöz, AK Parti Malatya milletvekili İhsan Koca, CHP Malatya milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Cengiz, Başsavcı Ali Ceyhun Ceylan, Müftü Bekir Gerek, Baro Başkanı Mehmet Görgeç, esnaf odalarının temsilcileri, bazı siyasi parti başkanları, kurum ve kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, öğretmen, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

Yürüyüşe katılan vatandaşlar, ellerindeki Türk bayraklarıyla terör örgütü PKK aleyhine sloganlar attı, Cumhuriyet ve 10. Yıl Marşları okundu.

http://www.haberler.com/malatya-da-cumhuriyet-yuruyusu-haberi/
 

20 Ekim 2007 Cumartesi

MALATYA ELİ SERİN DEDİLER

 
 

17 Ekim 2007 Çarşamba

Malatya'lı Sanatçı:Selahattin Alpay

 
Malatya sitesinde Malatya'lı sanatçı, kirvemiz Selahattin Alpay'ı ağırlıyoruz bugün...Onun güzel türküleriyle Malatya'ya yolculuk yapmaya ne dersiniz?

 

16 Ekim 2007 Salı

Nostalji Malatya (1940'lı yıllar)

 


1934 senesinde Malatya Lisesi talebeleri, Henüz yeni yapılmış ve ağaçlandırılmamış İsmet Paşa (Hürriyet) Parkındalar.Öğrencilerin arkasında eski çardak görülüyor. MTB




1940'LI YILLARDA MALATYA'DA BİR 19 MAYIS TÖRENİ


www.eskimalatya.com
 

TECDE SÖZLÜĞÜ

 

TECDE'YE HAS SÖZLER


TECDE'CE SÖZLÜK
-AMİ : Amca
-AYAKÇAK : Merdiven
-ASBAB : Elbise
-ATLANGAÇ : Çaylarda üzerine basılarak atlanan taşlar
-ARASTAK : Ahşap tavan
-AHBIN : Hayvan gübresi
-AYAKYOLU : Tuvalet, WC.
-ARAKIYA : Ahşap lento
-AVHALAMA : Hırpalama

-BEL : Toprağı çapalama aleti
-BAYAK : Demin, az önce
-BUYMA : Soğuktan donacak hale gelme
-BAMB : Çürümüş
-BADAFAN : Suyun bolca aktığı yer
-BAD : Merdiven basamağı
-BAŞAKLAMA : Sahibi tarafından bozulan bağ ve bahçelerden başkalarının meyve toplaması
-BAZLAMA : Kalın ve yağlı ekmek
-BOĞAZSIZ : iştahsız
-BECİT Mİ? : Şart mı?
-BELLİK : Kambur
-BENNE : Duvarcı
-BILDIR : Geçen yıl
-BINGILDAK : Bebeğin yumuşak kafa yapısı,üst kısmı.
-BİBİ : Hala
-BİLBİL : En küçük tahıl ölçüsü
-BUMBAR : İşkembe
-BURGAÇ : Meyve toplamada kullanılan ucu çatallı deynek
-BOCU : Köpek yavrusu
-BOĞUNBAĞI : Atkı, kaşkol


-ÇAĞA : Çocuk
-ÇAĞALA : Olmamış meyve
-CANSIZ AT : Bisiklet
-ÇERCİ : Seyyar Satıcı
-CICIK : Güzel
-CILK : Bozulmuş
-CINGIL : Üzüm salkımının küçük bir parçası
-ÇİMMEK : Yıkanmak
-CÜCÜK : Kuş yavrusu
-ÇATMA : Merdiven
-ÇEMİRLEME : Yolları sıvama
-ÇÖÇE : Her işe karışma
-ÇAĞA : Bebek
-ÇAPIT : Temizlikte kullanılan eskimiş bez
-ÇEVRE : Büyük mendil
-ÇERÇİ : Hayvanın sırtındaki meyve karşılığında alışveriş yapan
-ÇORTUN : Damlardaki tahta oluk
-ÇUL : Kilim
-ÇEMÇE : Kepçe
-ÇİR : Kuru Kayısı

-DEHRE : Ağaç kesilen küçük alet
-DOMBELEK AŞMAK : Yuvarlanmak;takla
-DÖNBEK : Darbuka
-DÖŞ : Gögüs
-DİZLEME: Dize kadar çekilen yün çorap
-DEVELEME : Topaç
-DÜGE : Doğurmamaş inek
-DÜKKAN : Bakkal
-DÜNGE : Dönenç
-DÜŞÜ : Akarsudaki küçük şelale
-DON : Çamaşır, kilot
-DOLAK : Başörtüsü
-DIMDIZLAK : Çıplak
-DIGIRTI : Ses
-DİRGEN : Yaba
-DİKDİKİŞ : Horoz dövüştürmek için söylenir.


-ELEKÇİ : Çingene
-EVCİMAN :Evine düşkün ev işini iyi bilen
-EĞMENÇE : Dalçeken
-ENİK : Köpek yavrusu
-ELLİK : Eldiven
-EKŞİ : Salça
-ESSAH MI? : Doğru mu?
-EGİŞ : Küçük kürek,faraş

-FARIMA : Çağı geçme
-FIRTIK : Sümük
-FIŞKI : At, eşek dıçkısı
-FİLKETE : Çengelli iğne


-GADAN ALAM! : Kazan -belan bana gelsin
-GAREZ : Kin
-GATIĞ : Ayran
_GELİN BACI : Mahalledeki yeni geline denir.
-GEVER : Sulama suyunun akıtıldığı yer
-GEVENDE : Geveze
-GIDILİK : Ufak, tefek
-GIDİK : Keçi yavrusu
-GILLA : Tahtadan yapılmış çekmece
-GINCİK : Saç
-GOCİK : Parke,Kaban
-GÖLLEÇ : Çayda, önüne taştan set yapılarak toplanan su
-GÖBELEK : Mantar
-GÖGERMİŞ : Büyümüş
-GÖNCÜK : Küçük cep, ceketin içteki cebi
-GÖĞÜŞ : Kertenkele
-GUŞGANA : Tencere
-GÜGÜM : Su ısıtmaya yarayan kap
-GUZLACI : Gebe inek


-HALLİK : Ufak taş
-HARIK : Su yolu
-HIZNA : Kiler
-HE : Evet yerine Malatyalılar HE derler.."Erkan YOLAÇ'ın evet-hayır yarışmasını geçen tek kişi Malatyalı imiş..HE-YOĞ diyerek.."
-HEMİ : Öylemi?
-HEZEN : Kerpiçten yapılan evlerde üzerine direk uçları konulan kalın ve uzun ağaç
-HİM : Ev temeli
-HELİNGAÇ : Salıncak
-HINDTİRİK/HIRNİK : Sümük
-HIRTLEK : Boğaz
-HILA : Yer Halısı
-HARAL : Büyük çuval
-HEDİK : Pişmiş buğday
-HÜSMEK : Susmak


-İBİCEK : Kura çekme
-İSOT : Biber
-İSKARPİN : Ayakkabı
-İŞLİK : Gömlek


-KANCIK : Dişi
-KAYIŞ : Pantolon kemeri
-KÖYNEK : İnce bezden yapılmış entari
-KEŞEN ALMA :iltihaplanma
-KAKIRDAK : Eritilen kuyruğun geriye kalan kısmı
-KEF: Eritilen tereyağının geriye kalan kısmı
-KEPKEPİ : Küçük çivi
-KEVGİR : Szügeç
-KOPÇA : Düğme
-KULLUK : Karakol
-KINDIZ : Alına dökülen saç(Kadınlarda, kızlarda)
-KITMIR: Gece
-KESE : Bezden yapılmış para çantası
-KELİK : Bebek ayakkabısı
-KÖŞKER : Ayakkabı tamircisi
-KEŞKERE : Sedye gibi iki kişi tarafından kullanılan bir nevi tekerleksiz el arabası
-KOLLUK : Kolçak
-KÖTEK : Sopa
-KODAFA : Sorgundan yapılmış sepet
-KOPLE : Bırak
-KORTİK: Çukur
-KÖPÜÇ : Tokaç
-KÖRLAK : Terkedilmiş üzümbağı
-KÜNK : Beton boru
-KÖCEK : Asma kilit
-KIRAT : Yaklaşık 16 kg ağırlığında tahtadan yapılmış ölçü aracı,yağ tenekesinden..
-KIRAN GİRMEK : Toplu Ölüm




-LOĞ TAŞI : Suyun aşağıya sızmasını önlemek için toprak damlarda kullanılan uzunca, yuvarlak taş
-LENGERLİ ŞAPKA : Fotör
-LAZOT : Mısır


-MAHNAYA BAKMAK : Bahaneye bakmak
-MIHLAMA : Domates,biber, soğan ve yumurta ile yapılan yemek
-MIĞIRCIK : Çok sayıda
-MİTİL : Eskimiş kilim, minder ve yatak
-MİNTAN : Işık-gömlek
-MİŞMİŞ : Kayısı
-MALAMAT : Rezil olmak
-MALAMEYİT : Ölmüş gibi
-MAKAT : Tahta koltuk


-ÖRTÜ : Yatak
-ÖRSELEME : Hırpalama, yuvarlama
-ÖLLÜK : Eskiden ısıtılıp çoçukların içine konulduğu elenmiş kızıl toprak
-ÖKÜNMEK : Aynısını tekrar etmek


-PATİK : İslimlenmiş kayısı / El örgülü çorap türü
-PAPIÇ : Ayakkabı
-PİN : Kümes
-PİPİRİM : Semiz otu
-PIRTTİK : Birazcık
-PİSİK : Kedi
-PESTAHLEME : Ağırlama
-PERDAHLAMA : Sıvama
-PİSİK : Kedi
-POTUK : Deve yavrusu
-PART : Karın
-PUR : Sarp, kayalık arazi
-PALAVAR : Kerpiç evlerde kullanılan ahşap lento
-PÜRÇEKLİ : Havuç


-SINDI :Makas
-SALACA : Ölü tahtası
-SİYEÇ : Bahçe sınırı
-SİNİ : Geniş ve yayvan tepsi
-SEKLEM : Sırtta taşınan yük
-SEYİP : Yularsız, başıboş bırakılan hayvan
-SEPLEME : Koyverme, bırakma
-SINDIKÇA : Küçük sandık
-SEĞİRTME : Koşma
-SIYIRGA : Kar kürüyen kürek
-SİTİL : Bakraç,kova
-SİLEPÇE : Çocukların abdest bozduğu kap
-ŞELEK : Çalı, çırpıdan oluşan yük, armut ve elmanın yedikten sonra kalan kısmı
-ŞORİK : Ağızdan akan su
-SOYĞA : Uğursuz
-ŞİRE : Şerbetli,şekerli sıvı


-TABAKA : Tütün konulan madeni kap
-TEŞT : Banyo yapılan büyük leğen
-TEYEK : Üzüm yaprağı
-TEZEYAĞ : Tereyağı
-TOTABA : Hizmetçi kız veya kadın
-TUMAN : Kilot
-TOGLU : Erkek kuzu
-TOSBAĞA : Kaplumbağa
-TELKER : Bilezik
-TELİS : Naylon ya da ketenden yaplmış çuval
-TEHNE : Bulaşık bezi
-TOKTOKU : Ağaçkakan
-TÖRPÜSÜZ : Görgüsüzce davranan


-UYUNTU : Zayıf, takatsız
-ÜVEZ : Sinek
-UTMAK : Yenmek


-YEVMİYE : Gün
-YÜĞÜRTME : Koşma
-YÜĞÜRÜK : Hızla dönen
-YELPEMELİ : Eronşitli, nefes darlığı çeken
-YETMETİ : Küçük minder
-YUĞA : Hafif
-YÜKLÜK : Yatak yeri
-YAĞLIK : Mendil
-YORAK : Ayakkabı yaması(meşin)
-YÖREP : Meyilli
-YEĞNİLİK : Hafiflik
-YAĞIR : Hayvanların sırtındaki yara


-ZAĞAL :Açıkgöz, tecrübeli
-ZARHA : Bulgur
-ZIBIN : Kadın entarisi
-ZİBİL : Hayvanların kuru ve küçük pisliği
-ZOKU : İçerisinde buğday dövülen taş


TECDE VE CİVARINA HAS DEYİŞLER

- Ağzının yatımı nasıl?

- Analar çapıta sarmamış

- Attığı tırmak etmez

- Avrat ağızlı

- Ayağına yer etmek

- Ay bacayı dolandı

- Ayran ağızlı

- Ağzı açık ayran delisi

- Anasına bak kızını al, culfasına bak bezini al

- Al borca, doldur hurca

- Bok itin helvası,yemeden rahat edemez. (ŞEVKİ YİĞİT'den duydum)

- Bir kantar yağı erimek

- Cin cücüğü

- Çamura bastı çalıya astı

- Dadandığı yere darı ekmek

- Evini yıktı, yüzünü ağarttı

- Eli yüzü bellisiz

- Eli yeşil ola

-İki evin bir danası

-Kan alacak damarı yok

-Otu çek köküne bak

-Vayın çoyun yapmak


TECDE YÖRESİNE HAS DUYABİLECEĞİNİZ BEDDUALAR

-Yetişip yetmeyesiceli


-Aspi dökesice


-Ardı gelesice


-Canı sağolasıca


-Evi yapılasıca


-Vurucu vurasıca


-Kepeğin kesile


-Kuluncuna yangı düşe


-Gidişin olada gelişin olmaya

-Kınan tasda kala.


-Yüzüne it yapışa


-Çatlayasıca da patlayasıca


-Yüzü ardına gelesice


-Gululiye(Kolereya) gidesice


-Başına çay taşı düşe


-Kırılasıcalar


-Yüzüstü sürülesice


-Gözün oynaya


-Gözüne patlama düsesice


-Sürüm sürüm sürünesin


-Zıkkımın kökünü ye


-Akşamdan yatada sabaha kalkmaya


-Boyu devrilesice


-Yanın yere gele


-İki ışığın söne


-Alemin zibili ağzına koyulasıca


-Kafan kaşıklık ola


-Sesin karayerin altından gele


-Sırtın güneye gele


-Türemiyesin


-Toprağına gidesin


-Salancan gide


-Saplıcan tutasıca


-Yeğin sırtı yere gelesice


-Alnının çatından vurulasıca


-Afata gidesice


-Porsuyasıca


-Eti tahtaya dökülesice


-Baba çıkasıca ------->(annemin bana bedduasıdır)


-Porum porum porsuyasıca


-Bitmeyesice


-Dönemeyesice
 

15 Ekim 2007 Pazartesi

Bunları Yapmadan Malatya'dan Dönmeyin!

 


Yapmadan Dönme

Eski Malatya, Aslantepe ve Arkeoloji Müzesini gezmeden,

Sultansuyu ve Nemrut Dağını görmeden, Gündüzbey Pınarbaşı'nda çiğköfte yemeden,

Merkezde iyi bir lokantada kağıt kebabı yemeden , kahvaltıda samutun tadına bakmadan,

Dalbastı kirazının tadına bakmadan, Yeşilyurt'a uğramadan, Beydağları'nın


fotoğraflarını çekmeden, Analı-kızlı içli köfte ve tereyağlı kayısı tatlısı ya da balık köfte yemeden,

Kayısı ve yan ürünlerinin satıldığı Şire Pazarında alış-veriş yapmadan...

DÖNMEYİN...
 

Malatya Yemekleri

 
Malatya Mutfağı



Malatya, mutfak kültürüyle de iddialı bir şehirdir. Malatya mutfağında yöresel ev ekonomisi ön plana çıkar. Yaygın meyvacılık, kurutulmuş gıda, pestil, şıra, pekmez ve turşuyu önemli kılar. Bu malzemeler yaz ve güz dönemlerinde kışa hazırlanır. Yörenin tarım deseni sonucu un, bulgur, süt ürünleri ve et ana yemek malzemesi olarak kullanılır.



Tahılların değerlendirilmesinde çorbalık ve köftelik olarak hazırlanan bulgur ön plana çıkar. Unlu mamüller içerisinde ise, tandır ekmeği, dürüm, katmer ve kömbe önem taşır.



Malatya Mutfağında köftenin özel bir yeri vardır. Dolma ‘türüne göre ıspanak, patates veya etle yapılmış), içli köfte, sıkma köfte, eşkili köfte bunlardan bazılarıdır.




Yöre mutfağının baş yemeklerinden biri kağıt kebabıdır. Taraklık ve etevi denilen yağlı kuzu etinin özel bir kağıt içinde buğulanarak fırında pişirilmesiyle yapılır.



Kurutulmuş gıda kullanımı yörede yaygındır. Malatya kayısısının (mişmiş) kurutulması zaten bir sanayi halini almıştır. Ayrıca hoşaflık (gün kurusu) kayısı kurusu, elma, dut, armut, üzüm kuruları da ünlüdür.



Malatya’da yapılan yiyeceklerde kullanılan ana madde bulgurdur. Ancak değişik şekillerde hazırlanması, büyük ve küçüklüklerine göre gruplandırılarak kullanılması değişik isimler altında toplanmasına neden olmuştur. Baş bulgur, orta bulgur, yarma, sümüt gibi.

Bulgur: Buğday suyla büyük kazanlarda kaynatılıp bezlerin üzerinde güneşe yayılarak kurutulur, kurutma esnasında bozulmanın (ekşimenin) olmaması için zaman zaman karıştırılmasına, yağmur gibi olaylarla ıslanmamasına itina edilerek kurutma yapılır. Kurutulan buğday elenerek ayıklanır, değirmende belli kıvamda öğütülür. Elenmek suretiyle büyüklüğüne göre gruplandırılır. Baş bulgur, orta bulgur, çiğ köftelik ve sümüt olmak üzere. Sümüte halk arasında simit de denir. Çiğ köfte için; çiğ köftelik bulgur (orta bulgurun daha incesi) kullanılır.

Yarma: Etsiz köftelerin ve sarmaların yapımında kullanılır. Buğday yıkanır, kurutulur, ayıklanır. Değirmende belli bir kıvamda öğütülür. Bulgura göre daha ince ve unlu bir görünümü vardır. Yarma elenerek irileri ayırt edilir. Ayırt edilen iri yarmaya irinli adı verilir. Çorba ve bazı dolmalarda kullanılır.

Dövme: Halk arasında genelime adı verilir. Buğday yıkanır, kurutulur, ayıklanır, değirmende biraz ezilmek suretiyle elde edilir. Genellikle çorbalarda, bazen da pilav yapımında kullanılır.

Erik ekşisi: Malatya'da çok kullanılır. Özellikle ekşili köfte ve yemeklerde yer alır. Erik olgunlaşmadan toplanır, yıkanır büyük kazanlarda su ile kaynatılır. Bez torbalarda süzülerek posa ve suyu ayırt edilir. Suyu büyük tepsilerde güneşte bekletilerek kıvamlaştırılır, pekmez görünümdedir.


Kef: Tereyağı eritilir, süzgeçten başka bir kaba geçirilir, dipte kalan tortulu kısma bir miktar un ilâve edilerek kavrulur, tuz atılır. Bu şekilde hazırlanan yiyeceğe kef denir. Lezzet vermek amacıyla özellikle çorbalarda kullanılır.

Tarhana: Malatya yöresinde hazırlanan tarhana, pek çok yörede hazırlanan un tarhanasından farklıdır. Dövmeyle hazırlanır. Dövme bol miktarda su ve tuzla iyice haşlanır. Fırından alınan ekmek hamuru maya olarak kullanılır. Ekmek hamuruna bir miktar un ve yoğurt karıştırılarak yoğrulur, mayalandırılır. Pişirilen dövme ılıklaşmaca, yoğurt, nane, maya ilâve edilerek iyice karıştırılır. Bez torbaya doldurulur, günde iki üç kez karıştırılarak suyunu iyice salması ve mayalanması sağlanır. (Bu işlem 45 gün sürer.) Parçalar halinde temiz örtülere yayılarak güneşte kurutulur. Kuruyan tarhana bez torbalarda kışlık erzak olarak muhafaza edilir.

Mercimek: Malatya'da mercimek, çorba ve köftelerin yapımında kullanılır. Bu mercimeğe çekilmemiş mercimek ya da kahverengi mercimek denir. Yeşil mercimeğin yarısı büyüklüğünde ve rengi kahverengidir.

Yarmaca: Siyah nohudun çekilmesi ile elde edilir. Görünümü nohudun ikiye bölünmüş ve biraz daha küçük halidir. Özellikle bulgur pilavı yapımında kullanılır.

Samut: Dere otunun tuzla salamura olarak hazırlanmış haline denir.

Kişniş: Kahverengi renkte güzel kokulu bir tohumdur. Kara kimyon adı da verilir. Teflon tavada kavrulduktan sonra havanda ezilir, toz haline getirilerek kullanılır. Ayrıca şekerleme sanayinde "kişniş şekerleri" yapımında kullanılır.

Maş: Kara nohut görünümünde biraz daha koyu renkli bir tohumdur.

Külah: Yaz mevsiminde dolmalık biber, patlıcan, salatalık oyularak bez üzerinde veya ipe dizilerek güneşte kurutularak hazırlanır. Bez torbalarda kışlık erzak olarak muhafaza edilir. Yöremiz köfteleriyle ünlü bir yöredir. Köfteler deyince akla hemen bulgur ya da yarma kökenli yemekler ve sarmalar gelir. Malatya'da ünlü olan bu köfteler çok çeşitlidir. Hemen hepsi, hazırlanan bu kitapta mevcuttur. Özellikle sarmaların yapımında kullanılan kiraz ayva fasulye yapraklan iplere dizilerek güneşte kurutulup kış için uygun yerlerde muhafaza edilmektedir.

"Taş çorbası" hikayesini çoğunuz duymuşsunuzdur. Akıllının biri ortalık yerde bir tencere su; içine bir kaç taş koyup kaynatmaya başlamış. Gelen giden merak etmiş; durmuş seyretmiş. Ne pişirdiğini soranlara "Taş çorbası; nefis olur!" demiş. İkide bir tadına bakıp, ağzını şapırdatan adam "Hımmm!" dedikçe etrafta birikenler merakla soruyormuş; "Nasıl?" diye. Akıllı adam "Çok leziz ama… galiba biraz soğan istiyor" diyerek başlamiş…. sonra "biraz tuz" sonra "biraz patates" ve her dediğinde de etraftan "Bende tuz var, getireyim!" "Bende patates…" cinsinden katılımlar sonucu taş çorbası son derece zengin bir çorba olmuş.



Et yemekleri arasında; Arapgir, tandır kebabı ayrıca tava ve kağıt kebabı çok ünlüdür. Bu yemekler evde hazırlanmaz. Özel fırınlarda pişirilir. Evde tava yapmak mümkündür. Ancak fırında yapılanlar aynı lezzeti vermez

Tava: Patlıcan, biber, domates, bol kuşbaşı etle karıştırılır, büyük bakır leğenlere konur, üzeri kağıtla kapatılarak fırında pişirilir.

Kağıt kebabı: Koyun veya dana etinden yapılır. Yağlı veya yağsız istek durumuna göre sıkı etin olduğu tüm bölümleri kullanılabilir. Hazırlanan parçalar halindeki bölümler kağıt içerisine kuyruk yağıyla yerleştirilerek sarılır. Yağlı kağıttaki etler bakır leğenlere yerleştirilir, fırında pişirilir. Sebzeli olarak hazırlanabilir. O zaman sebzeli kağıt adını alır. Mevsimine göre patates bezelyesi veya patlıcan, biber, domates doğranarak bakır leğene yerleştirilir üzerine yağlı kağıda sarılmış et konur. Leğen kağıtla kapatılarak fırında pişirilir.

Yemek Türleri

Çorbalar : Mercimek çorbası, kavurmalı erişte - bulgur çorbası, tarhana, kara çorba, pıtpıtı çorbası, gendime çorbası, kulak çorbası, döğme çorbası, pirinç çorbası, ayalı çorba, pirpirim çorbası, kelle - paça çorbası, ekşili çorba, keşli çorba, gurut çorbası, aşure çorbası, malhıta çorbası, ...

Köfteler : Analı kızlı, içli köfte, sumaklı ekşili çorba, sıkma köfte, ayva köftesi, polat köftesi, gıkırdaklı köfte, elmalı köfte, kurşungeçmez köftesi, gidirikli köfte, ciğer köftesi, haşhaşlı top köfte, kabaklı çimdik köfte, yumru köfte, yumurtalı sıkma köfte, yoğurtlu balkabağı köftesi, etli çiğ köfte, çiğleme, mercimekli çiğ köfte, keloğlan köftesi, yavandan patlıcanlı köfte, ...

Sarma ve Dolmalar : Dut yaprağı, kabak, pazı, ayva yaprağı, zeytinyağlı marul sarmaları, fasulye yaprağı sarması, pancar yaprağı sarması, soğan dolması, kabak çiçeği dolması, ....

Et ve Sebze Yemekleri : Et tiridi, kabuk aşı, buğulama, sac kavurması ve çeşitli sebze yemekleri...



Reçeller, Şuruplar, Turşular : Kayısı, Elma, ayva, kabak, çilek, erik, gül, vişne gibi türlerden reçel yapılır. Yine üzüm, kızılcık, vişne, erik ve gül gibi türlerden de şurup hazırlanır. Ayrıca; biber, salatalık, domates, acur, lahana gibi sebzelerden turşu yapılır. Tatlı olarak dut helvası, üzüm pestili, köpük pestili, üzüm sucuğu, pekmez, çir kavurması, peynir tatlısı, deli kız baklavası, kaymaklı kayısı tatlısı, Arapgir’in peynir helvası, halbur tatlısı, dolma tatlısı, sütlaç ve çiğdemli sütlaç sayılabilir.

Kaynak: Malatya Valiliği, Malatya Belediyesi
 

Malatya'nın düğün adetleri

 

Düğün Yemekleri İçecekleri ve Uygulamaları
Günümüzde salonda yapılan düğünler dışında, evlerde yapılan düğün törenlerinde “lahmacun” ve içecek olarak “ayran” verilmesi gelenektendir.

Şehir merkezinden köylere doğru gidildiğinde, düğünlerde “Yemek dökme” âdetinin korunduğunu görmek mümkündür. Evlenme ve sünnet düğünlerinde davetlilere yemek verilmesi âdetine Malatya köylerinde “Yemek dökme” adı verilir.

Yine düğünlerin ilk aşaması sayılan söz kesmede, köylerdeki söylenişiyle “He deme”, “Sakal öpme”, “El öpme” ya da “İkrar alma” yemek verilmekte, birçoğunda da ağız tatlılığı için şekerle birlikte kırmızı boyalı şeker şerbeti dağıtılmaktadır.

Bu âdetin uygulanışına Arguvan’ın İsa köyünde şu şekilde rastlanılmıştır: Oğlan tarafından kız evine nişana gelişte 15-20 kg. kadar mevlüt şekeri, ev halkına çeşitli hediyelerle bir çarşaf ve buna iliştirilmiş bir altın hediye olarak getirilir. Kızın annesine verilen bu hediyede yer alan altın, anne tarafından tekrar kızına armağan edilir. Bu hediyeye “Torba ağzı” denir.

Torba içinde çıkan şekere dua okunduktan sonra bir erkek beline önlük bağlayarak avuç avuç orada bulunan herkese dağıtır. Buna “Şirincelik” adı verilir.

Malatya köylerinde nişan töreninde görülen diğer bir uygulama da şöyledir: Eğer şeker dağıtılmamışsa, büyük bakır teştlere boyalı şeker ezilerek şerbet yapılır. Konuklara ikram edilir.

Köylerde nişan ve düğün yemeklerinin çeşitleri üç ana grup altında toplanır:

1- Tiritli yeket (Tirit)
2- Etli Bulgur Pilosu (Pilav)
3- Sebze Salatası (Cacık-Ayran-Hoşaf)

Bunlara ek olarak mevsimine göre karpuz, kavun, üzüm gibi meyvelerin de ikram edildiği görülmektedir.

Düğünlerde yemekler, masa üzerinde verildiği gibi, çoğunlukla yere sofra örtüleri serilip, üzerine tabaklar içinde yemekler dizilerek de ikram edilir.

Diğer bir uygulama ise gelinin eve getirildiğinin akşamı “bey övme” adıyla yapılan yemekli törendir. Damadın arkadaşları o gece “sağdıç”ın evinde masa donatırlar ve eğlenirler. Bu törende yenilen yemekler etli mezeler, cacık, salata, meyve olmalıdır.

Düğün aşı (kebabı) denilen bir tür yemek daha yapılarak konuklara ikram edilmektedir. Doğanşehir Polat’ta ise “Polat köftesi” adı verilen iri içli köfte verildiği de görülür.

Köylerdeki evlenme ve sünnet düğünlerinde çıkarılan yemek çeşitleri birbirinin aynısıdır. Yalnızca, sünnette çocuğu kucağında tutan ve bu sebeple de aile çevresinde birinci derecede akraba yerine geçen “kirve”nin düğün evine gelişinde ayağına koç kurban kesilir, kesilen koçun “döşü” piştikten sonra, aşçı tarafından bir tepsiye konularak kirveye getirilip, ikram edilir ve bahşiş alınır. Bir diğer pratik ise evlenme ve sünnet düğünlerinden bir hafta sonra, gelin veya çocuğu görmeye gidildiğinde bir sini tatlı götürülmesidir.

Hekimhan köylerinin birçoğunda, düğünün başlaması için “danışık yemeği” verilir. Yemek çeşitleri; bulgur pilavı, sebzeli yemekler ve yanında yoğurt veya ayrandır. Bu yemek sonunda düğünün “bayraktarı” seçilir ve düğün başlamış sayılır.

Düğünlerde yemek verilirken ekmek ihtiyacını karşılamak bakımından “ekmekçi” denilen ve düğündeki bu hizmeti yürüten grup ekmek pişirir. Pişirme esnasında kaynana, kayınbaba ve damada “düğün ekmeği” denen sıcak ekmek götürülerek para bahşişi alınır.